• Güzellik
  • 01 Mart, 2021

HOŞGELDİN BAHAR!

  • 0
  • 6524
  • 0
  • 0

Umut etmek, umudu hatırlamak ve hatırlatıcı bazı ritüeller yapmak insanın doğasında vardır ve
gereklidir. Bahar aylarına bugün itibariyle girmiş bulunmaktayız, baharı karşılamak bir çok kültürde
uygulanan bir gelenek haline gelmiştir. Bu kutlamaları Bulgaristan’ın komşu ülkeleri başta olmak
üzere Türkiye, Kosova, Makedonya, Romanya gibi Balkan ülkelerinde 1 Mart’ta görebilirsiniz. Peki bu

etkinliğin adı nedir?

MARTENİTSA NEDİR?

Okunuşu bölgeden bölgeye farklılık gösteren Martenitsalara ‘’Marteniçza’’, ‘’ Martenine’’ isimleriyle
de rastlayabilirsiniz, bu günlerin adı Baba Marta’dan yani ‘’Marta Nine’’den gelmektedir.. Türkiye’de
Marteniçka olarak bilinen kırmızı ve beyaz renkteki iplerden yapılan el yapımı bileklikler Şubat ayının
son haftasında hazırlanır, dilekler ve niyetler eşliğinde bileğe bağlanır. Dileğin gerçekleşmesi kişinin
kendinin yapmasıyla veya hediye olarak gelmesiyle doğrudan alakalıdır, satın alınırsa dileğin
gerçekleşmeyeceği düşünülür. Marteniçka’nın kolumuzu terkedişi ilk leylek veya kırlangıç
görüldüğünde gerçekleşir. Bu ayrılık; çiçek açmaya başlamış bir ağacın dalında veya büyük bir taşın
altında sonlanır. İnanışa göre bileğimizdeki yolculuğu tamamlanan Marteniçka’nın doğaya teslimi
kötü enerjinin vücudumuzu terkedişini simgeler. Umut dolu başladığımız yeni mevsim ile iyi dileklerin
ve coşkulu hislerin varlığı Mart ayı boyunca kırmızı beyaz bileklikler ile hatırlanmaya çalışılır.
Her ayrıntısı bir simge içeren, bir anlamı işaret eden Bulgaristan etkinliğinde kırmızı ve beyaz iplerin
de bir anlamı var. Beyaz rengin huzuru, kırmızı rengin ise hayatı temsil edildiğine inanılıyor. Mart’ta
gücünü toplamaya başlayan güneş, bu çabayı sarfederken insanların tenine bir koyuluk düşürüyor.
Yapılan iplerin bileğe bağlanması güneşin yakmasından korunmak, sağlıklı ve güçlü yaşamak için
yapılıyor.

SICAK HAVA ELÇİSİ LEYLEK VE KIRLANGIÇLAR

Havalar ısınmaya başladığında gerçekleşen leylek ve kırlangıç göçü sayesinde yaz mevsiminin
memleketimize geleceğinin haberini alıyoruz, böylece Marteniçka’nın son zamanlarına yaklaşmış
oluyoruz. İlk leylek ya da kırlangıç görüldüğünde çiçek açmış bir ağaca ‘’Ak kısmetim.’’ Diyip ne dileği
varsa bilekliğini bağlarken söylemelidir ya da bir taşın altına koyabilirsiniz.
9 gün sonra o taşın altına baktığımızda çok karınca varsa bu sene bereketli olacak demektir. Karınca
yerine büyük böcekler görürseniz korkmayın ve ürkütmeyin, size mal varlığınızın genişleyeceğini
anlatmaya çalışıyorlar. Marteniçka takan kişi leyleği gördüğünde ‘’ Ak kısmetim’’ diyerek ne dileği
varsa söyleyerek çiçeklenmiş ağaca asar.
Tarihçesi Paganizm’e kadar dayanan bu köklü geleneği günümüzde bir çok kişi niyetlerini hatırlamak,
isteklerine yoğunlaşmak ve geleceğe yeni umutlarla bakabilmek adına bir ritüel halinde
gerçekleştiriyor.
PİJO VE PENDA
Özellikle Bulgaristan’da kırmızı ve beyaz ipleri hayvanların boynunda, altın veya gümüşlere bağlı,
meyve ağaçlarının gövdelerinde görebilirsiniz. Hayvanlarda hastalıktan korumak, sürünün çoğalması
ve verimin artması düşünceleriyle kullanılırken, meyve ağaçlarına tarım yılının bereketi için bağlanır.
Altın ve gümüşlerde ise mal varlığının artması dışında, genç kızların güzel geçecek bir aile hayatı
kurabilmelerini sağlayacak eşi bulmaları için takıldığı da duyulmuştur. Farklı inanışlar dışında Bulgar
kökenli kişilerin bileklerine taktıları Martenitsalardan farklı olarak yine kırmızı ve beyaz iplerden ‘’Pijo
ve Penda ‘’ adında kuklalar yaptıkları da görülmektedir. Pijo ve Pende birbirine aşık iki kişiyi tasvir
eder. Onların aşkı, halk arasında, ağızdan ağıza yayıldığından dolayı çok sayıda Martenitsanın kendi
suretleriyle üretilmelerine ilham olmuşlardır. Bu aşk başlangıcın ve baharda yeniden yeşeren, hayat
bulan doğanın da sembolü olmuştur. Pijo; Bulgaristan topraklarında yaşayan çok çalışkan ve zeki,
mütevazi bir gençtir. Köyün en yakışıklılarından biri olan Pijo, kırmızı yanaklı, iyi kalpli ve dürüst
Penda’yı ilk gördüğü anda aşık olmuştur. Hayatlarını birleştirme kararı verdiklerinde köyde dillere
destan bir düğün yapılmıştır.. Yöre halkının çiftin sonsuz destekçisi olmasıyla her bahar geldiğinde
martenitsa zamanında ikisini tasvir eden beyaz bir erkek ve kırmızı bir kadın kukla yaparak insanı
yücelten aşk duygusunun hatırlanmasını sağlamaya çalışılır.

CEMRE VE İNSAN ARASINDAKİ İLİŞKİ

Bahar denince cemrelerden bahsetmemek olmaz cemre önce havaya, sonra suya, en son toprağa
düşer. Nedir bunun anlamı? İnsandaki karşılığı nedir diye düşünüldüğünde ‘’cemre ‘’ kelimesinin
günümüz Türkçesi karşılığı kor ateştir. Ateş elementi olarak değerlendirildiğinde sıcaklık, hareketlilik
ve canlılığı anlatır. Hermetik öğretide insandaki karşılığı şuuru simgeler. Hava elementi ateş ve su
elementinin birleşimidir, fikir ve muhakeme unsurunu göz önüne çıkartır. Su bünyesindeki her türlü
maddeyi eritebilir, bünyesinde barındırabilir, su şuur altının anlatıcısıdır. Toprak elementi diğer 3
elementin ana rengini oluşturur, maddi varlık yani bedendir.
Cemre ilk önce hava elementi ile insan benliğine fikir olarak düşer . İkinci seviyede su elementi şuur
altını canlandırıp fikir yürüttüğümüz şeyi destekler . Sonrasında ateş elementi ile insandaki karşılığı,
hareketi verir. Son olarak cemrenin bedene inmesiyle, toprak bereketlenir.
Niyetlerimizi yaptık kırmızı, beyaz iplerle bileğimize bağlandı , görünür oldu. Umudumuzun bahar
coşkusuyla arttığı ,güzel günlerin başladığını hatırlatan Marteniçkalarımızı yılın ilk kırlangıç yada
leyleğini görene kadar bileğimizde ,dileklerimizi yüreğimizde taşıyalım. Herkesin dileklerinin
gerçekleşmesi ümidiyle! Sevgiyle kalın.

Bir Yorum Yazın